.fluid_container { margin: 0 auto; /* aling centered */ width: 100%; max-width: 900px; overflow: hidden; }

Tatilin Öğrenciler Üzerindeki Etkileri

Tatilin Öğrenciler Üzerindeki Etkileri


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni 1981 yılında bitiren, Almanya'nın Dortmund kentinde Çocuk Psikiyatrisi uzmanlığını alan Orhan Baki, tatilin öğrenciler üzerindeki etkisini ele aldı:


Tatil yapmanın, tatilin tadını çıkarmanın, genel olarak öğrenciler üzerinde çok sayıda olumlu etkileri vardır. Sürdürülebilir, istikrarlı okul başarısı için, öncelikle öğrencinin ruh sağlığının sağlam olması gerekmektedir. Ruh sağlığı, bireyin kendisi ile ve içinde bulunduğu ailesel ve toplumsal çevresi ile uyum içinde olmasını gerekli kılmaktadır. Eğer çocuk ve genç ergenin ruh sağlığı iyi ise, çocuk, tatilin tadını çıkarabilir, yaptığı tatilden keyif alabilir. Eğer çocuğun ruh sağlığı bozuk ise, çocuk tatil esnasında da olumsuz ruhsal çatışmaların etkisi altında kalmaya devam edeceği için, yaptığı tatilin tadını alamayacak, keyfini çıkaramayacaktır. Bu nedenlerle, çocuk ve genç ergenin ruh sağlığını etkileyen nedenler üzerinde durmak gerekmektedir. Okul çağındaki çocuk ve genç ergenlerin ruh sağlığını etkileyen faktörler çok boyutludur. Bunları üç temel alanda inceleyebiliriz;

Ruh Sağlığını Etkileyen Genetik Etmenler;
Ailesel Etmenler
Toplumsal Etmenler

Ruh Sağlığını Etkileyen Genetik Etmenler

Okul çağındaki çocuk ve genç ergenlerin yaklaşık % 5’ inde psikofarmakolojik ilaç tedavilerini zorunlu kılan, genetik geçişli Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Öğrenme Güçlüğü (Gelişimsel Disleksi, Legasteni) ve Sınır Zeka Düzeyi gibi rahatsızlıklar görülür. Bu rahatsızlıkların teşhis ve tedavilerinin ihmal edilmesi durumlarında, çocuk ve genç ergenlerde okul başarısı, aile ve okul içi uyum bozulmakta ve bu uyum bozukluklarına ikincil olarak Kaygı (Anksiyete) ve Ruhsal Çökkünlük (Depresyon) Bozuklukları gelişmekte ve öğrencinin zaten var olan okul başarısızlığını olumsuz yönde etkileyerek, daha da kötüleştirmektedir. Bu nedenle, çocuk ve genç ergende okul başarısızlığının mevcudiyeti halinde, yukarıda tanımlanan bu bozuklukların psikiyatrik bir muayene ve gerekli psikolojik testlerin uygulanması ile, mümkün olan en erken dönemde teşhis ve tedavi edilmeleri gerekmektedir.

Ruh Sağlığını Etkileyen Ailesel Etmenler:

Çocuk ve Genç Ergen Psikiyatrisinde teşhis edilen çok sayıdaki ruhsal bozuklukların, çocuk yada genç ergenin ebeveyn ilişkisindeki üstünden gelinememiş, çözümsel kalmış bilinçli yada bilinçdışı ruhsal çatışmalara ikincil olarak ortaya çıktığı çok iyi bilinen bir gerçekliktir. Anne baba arasındaki çözümsüz kalmış ruhsal çatışmalar, giderek çocuk yada genç ergenin ruh sağlığının bozulmasına, çocuk ve genç ergende kaygı (anksiyete) ve ruhsal çökkünlük (depresyon) gibi ciddi ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasına ve giderek okul başarısının ciddi düzeyde bozulmasına neden olabilmektedirler. Bu nedenle, okul başarısızlığı sergileyen çocuk ve genç ergenin anne babası ile psikiyatrik görüşmeler yapılarak, çocuk yada genç ergende gözlemlenen davranış bozuklukları veya okul başarısızlığının arkasındaki ailesel etmenler titizlikle incelenip, araştırılmalı ve eğer bu yönde bulgular tespit edilirse, aile ve eş terapileri kapsamında, bu türden ruhsal çatışmaların ve bozuklukların erken dönemde teşhis ve tedavi edilmeleri gerekmektedir. Ebeveynden kaynaklanan ruhsal çatışmaların erken dönemde teşhis ve tedavi edilebilmesi halinde, çocuk yada genç ergende gözlemlenen okul başarısızlığı yada ruhsal bozukluklar, uygulanan ilaç tedavileri ve psikoterapiler sayesinde süratle ve etkin bir biçimde tedavi edilebilmektedirler.

Ruh Sağlığını Etkileyen Çevresel ve Toplumsal Etmenler:

Hem erişkinlerde, hem de çocuk ve genç ergenlerde olumsuz çevre koşullarının bireyin ruh sağlığını bozabildiği ve mağdur bireylerde ruhsal çökkünlük (depresyon) ve kaygı (anksiyete) bozukluklarına neden olarak, mağdur bireyin iş ve eğitim başarısı üzerinde yıkıcı sonuçlara neden olabileceği son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Örneğin yetersiz, olgunlaşmamış işletme kültürünün egemen olduğu bir kurumda çalışan bireylerin, diğer çalışanlar tarafından bilinçli yada bilinçdışı, kasıtlı yada kasıtsız olarak uygulanan mobbinge (baltalama ve suni zorluklar çıkarılması v.b. gibi) maruz kalmaları halinde, ruh sağlıklarının bozulabildiği, ruhsal çökkünlük (depresyon) ve kaygı (anksiyete) bozuklukları geliştirip, zamanla iş yerindeki üretkenliklerini kaybedebildikleri gözlemlenmiştir. Benzer bir duruma çocuk yada genç ergen okul ortamında maruz kalabilir, çoğu kez kasıtlı olmayan nedenlerle, öğretmenleri yada sınıf arkadaşları tarafından dışlanabilir, sınıfın şamar oğlanları yada günah keçileri durumuna sokulabilirler. Bu durumda okul ve eğitim hayatı mağdur çocuk yada genç ergen için adeta bir cehennem hayatına dönüşebilmektedir. Bu ve benzeri olumsuz durumların erken dönemde teşhis ve tedavi edilememeleri halinde, sıklıkla çocuk yada genç ergenin ruh sağlığı ve okul başarısı ciddi bir biçimde bozulabilmekte, çocuk yada genç ergen başka bir okula kayıt ettirilerek, sorun aşılmaya çalışılmaktadır. Ancak, bir kez özgüveni ve ruh sağlığı ciddi derecede bozulmuş olan çocuk yada genç ergenin başka bir okula devam ederek, ruh sağlığının düzelebilmesi yada okul başarısının tekrar yükselebilmesi çok nadir bir olasılık olduğu için, sorun öncellikle öz kaynağında ve gerçek ortamında teşhis ve tedavi edilerek çözümlenmelidir. Aksi taktirde, çocuk yada genç ergenin yeni okulunda da başarısızlığa maruz kalması halinde, mağdur çocuk yada genç ergenin ruh sağlığı, tüm tedavi girişimlerine olumsuz cevap verebilmekte ve mağdur bireyin okul başarısını ve eğitim hayatını kalıcı bir biçimde bozulabilmesine neden olabilmektedir.

Yukarıda tanımlanmaya çalışılan yüksek risk faktörlerinin mevcut olmaması halinde, iyi yaşanmış tatiller, çocuk ve genç ergenin ruh sağlığını ve okul başarısını her zaman olumlu yönde etkileyen yapıcı ve olumlu güzel yaşantılardır. Örneğin; bir buz dolabının (soğutucu) termostatı (ısı ayarlayıcısı), soğutucunun motoruna belli aralıklarla mola verdirmekte ve motorun sürekli çalışmaya bağlı olarak ısınıp yanmasına ve sonuçta kalıcı bir biçimde bozulmasına, ayrıca soğutucunun iç ısısının gıdaları koruyacak sınırlar içerisinde kalmasına olanak sağlamaktadır.

Yukarıdaki soğutucu örneğinde görüldüğü gibi, belli aralıklarla tatil yapabilmek, insan sinir sistemindeki hücreler üzerinde son derece sağlıklı etkilere sahiptir. Düzenli aralıklarla yaşanan tatiller sayesinde, sinir ve vücut hücreleri yıkıcı negatif enerjiyi, saldırganlık ve kötümserlik duygularını, sürekli stresin neden olduğu aşırı gerginlik ve gerilim duygularının, hücre içi zehirlerin (oksidanların) sağlıklı bir biçimde beyin ve tüm vücut hücrelerinden uzaklaştırılmasına ve tüm vücut hücrelerinin tekrar pozitif ve yapıcı enerji ile dolmasına, tazelenmesine, zindeleşmesine ve bu sayede iş ve okul başarısının istikrarlı bir biçimde sürdürülebilmesine olanak sağlamaktadır.


Kurban Kesiminden Çocuklar Nasıl Etkilenir?

Eğer Kurban edilen hayvanların da bir can taşıdığı ve bu nedenle kurban kesimi esnasında, kurbanlık hayvanlara saygı ve sevgi duyularak davranılırsa ve kurban kesme esnasında, kutsal Kitabımız Kuran- ı Kerim’de tarif edilen kurallara titizlikle uyulursa, 15 yaş üstü çocuk ve genç ergenlerde kurban kesimi ruhsal bir travmaya neden olmamaktadır. Ancak,15 yaş altı çocuklarda ve ruhsal bozukluklar için yüksek risk faktörleri olan çocuk ve genç ergenlerin, kurban kesimi eylemi esnasında uzakta bulundurulmalarında fayda vardır.

Son yıllarda hemen, hemen her Kurban Bayramında televizyon kanallarında gözlemlediğimiz ve kurbanlık hayvanlara yönelik olarak uygulanan ve hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği, hoş göremeyeceği, vahşice uygulamalara devletimizin bir çözüm üretmesinin zorunlu hale gelmiştir. Bu vahşi görüntülerin, gerek çocuk ve genç ergenlerin ve gerekse de erişkinlerin ruh sağlığı üzerinde, olumsuz ve yıkıcı etkilere sahip olduğu ve tartışma götürmez bir negatif toplumsal olgu haline dönüştüğü, gerek din bilginleri ve gerekse de sosyologlar, psikologlar ve psikiyatristler tarafından sıklıkla dile getirilmiştir.





0 yorum:

Yorum Gönder