.fluid_container { margin: 0 auto; /* aling centered */ width: 100%; max-width: 900px; overflow: hidden; }

Hamilelik sürecinde dikkat edilmesi gerekenler



İstanbul Zeytinburnu'nda geçen cumartesi meydana gelen patlamanın 'mucize kadını' Ayşe Akıllı dün taburcu oldu. Ambalaj imalathanesindeki patlama sırasında canını binanın birinci katından atlayarak kurtaran ve aynı zamanda 8.5 aylık hamile olan Akıllı, dün tedavi gördüğü hastaneden taburcu oldu; hem bebeğin hem de Ayşe Akıllı'nın durumunun iyi olduğu bildirildi. Biz de Avcılar Hospital Ailesi olarak Akıllı'ya ve ailesine geçmiş olsun dileklerimizi sunuyor ve tüm hamile kadınlarımıza bir 'reçete' yazıyoruz:

Hamilelik, kadınların yaşamlarında önemli bir dönemi oluşturuyor. Doğumun gerçekleşeceği ana kadar her günün, hem anne ve hem de bebek için ayrı bir değeri var. Yaklaşık 40 hafta süren hamilelik, heyecanlı bir bekleyiş olmasının yanı sıra mide bulantısından kanamalara, diyabetten saç dökülmesine kadar pek çok şikayeti de beraberinde getirebiliyor. Önemli olan ise sorunlarla başa çıkabilme becerisi. İşte burada anne adayının hekimine güvenmesi büyük önem taşıyor. 28. haftadan sonra annenin yapması gereken en önemli şey, bebeğin anne karnındaki hareketlerini izlemek olmalı. Bebek sabah 9 ile akşam 9 arasında en az 10 defa hareket etmeli. Bebeğin bir dakika içinde tekrarlayan hareketlerinin de anne tarafından ayrı ayrı takip edilmesi gerekiyor. Bebeğin yaşamsal fonksiyonları açısından bu takip büyük önem taşıyor.


BİRİNCİ TRİMESTER BAŞ VE KASIK AĞRISI
Hamileliğin birinci evresi olan, ilk 12 haftalık dönemde baş ve kasık ağrısı ile erken dönem kanamaları görülebiliyor. Vücuttaki tüm damarlarda meydana gelen genişleme, özellikle baş ağrılarına neden olabiliyor.

BULANTI VE KUSMA
Hamilelikte bulantı ve kusma ile onlara eşlik eden yorgunluk, en sık karşılaşılan şikayetler arasında yer alıyor. Kandaki HCG miktarındaki artışın bulantıya yol açtığı düşünülse de, nedeni tam olarak bilinmiyor. Psikolojik nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, guatr gibi hastalıklar da bu tabloya yol açabiliyor. Tiroit hormonunun az ya da çok salgılandığı kişilerde, bulantı ve kusma daha fazla görülüyor. Ayrıca bu dönemde safra kesesi rahatsızlıkları ve idrar yolu enfeksiyonları yaşanabiliyor. Hamilelik sırasında oluşan biyolojik değişiklikler, idrar yollarında enfeksiyon riskini artırıyor. Bu durum da yine, bulantı ve kusma şikayetine neden olabiliyor.

KANAMALAR
Bu dönemde, anne adaylarının paniğe kapılmasına neden olan hamileliğe bağlı implantasyon kanamaları yaşanabiliyor. İlk 12 haftada düşük riski, yüzde 15-20 oranında seyrediyor. Bu dönemde meydana gelen düşüklerde genellikle genetik rahatsızlıklar etkili oluyor. İstirahata rağmen devam eden ve 2 saatten uzun süren kasık ağrıları düşük tehlikesine işaret edebiliyor. Bu evrede meydana gelen kanamalarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekiyor.

KONSANTRASYON KAYIPLARI
Birinci dönemde, uykuya eğilim ve konsantrasyon güçlüğü çekmek en sık şikayet edilen durumlar arasında yer alıyor. Progesteron hormonunun artması dikkat kaybına yol açan etmenler arasında gösteriliyor.

İKİNCİ TRİMESTER KARIN VE KASIK AĞRILARI
İlk 12. haftadan sonra hamileliğin ikinci dönemi başlıyor. Bu dönem daha rahat ve sorunsuz geçiyor. En çok görülen şikayetlerin başında ise karın ve kasık ağrıları geliyor. Ağrıların geçmesi için istirahat etmek gerekiyor.

İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
İdrar yaparken yanma ve sancı olması sık karşılaşılan sorunların arasında yer alıyor. Özellikle rahmin genişlemesi ile beraber mesaneye baskı yapması ve idrar akış hızının azalması ile bu tür enfeksiyonlara eğilim artıyor. Bu dönemde hamilelerin daha çok sol taraflarına yatmaları gerekiyor. Eğer sağ taraflarına yatarlarsa hidronefroz olarak adlandırılan böbreğin genişlemesi ve buna bağlı enfeksiyonlar yaşanabiliyor.

VAJİNAL KANAMALAR VE AKINTILAR
12. haftadan sonra rahim ağzında kısalma ve rahim ağzının genişlemesi nedeniyle sorunlar yaşanabiliyor. Rahim ağzının 2.5 cm.’den kısa ve rahim ağzı iç girişinin de 5 mm.’den açık olduğu durumlar, servikal yetmezlik olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle meydana gelen vajinal kanamalarda düşük riski bulunuyor. Daha önce düşük yapan ya da zor bir doğum deneyimi olan hamilelerin, 12. hafta civarında rahim ağzı uzunluklarının ve rahim ağzı açıklıklarının değerlendirilmesi gerekiyor. Hamileliğin bu döneminde görülen saydam ve kokusuz vajinal akıntı normal bir durum iken akıntının yeşil renkli ve kötü kokulu olması, erken doğum ve suyun erken boşalması riskine işaret edebiliyor.

KRAMP AĞRILARI
Vajinal enfeksiyonu olan hastalarda kramp şeklindeki ağrılar ve kasılmalar sık görülüyor. Bu nedenle, vajinal muayenenin ikinci dönemde de yapılması önem taşıyor. Bunun dışında bacaklarda da kramp görülüyor. Sabaha karşı görülen bacak krampları, magnezyum ve kalsiyum eksikliğinden kaynaklanıyor. Magnezyum genellikle dışarıdan takviye olarak alınıyor. Kalsiyum emiliminin az olduğu hamilelerde süt ve yoğurt tüketiminin artırılmasının yanı sıra, sardalye balığı ve kuru incirin de öğünlere eklenmesi öneriliyor.

MİDE YANMALARI
Mide yanmaları, yemek borusunun mideyle birleştiği yerde meydana gelen genişlemeden kaynaklanıyor. Hormonal dengedeki değişiklikler ile kahve, çay ve sigara tüketimi bu sıkıntıyı artırıyor. Bu şikayetler olmasa da kahve, çay ve sigara, hamilelerin uzak durması gereken maddeler arasında sıralanıyor.

UYKUSUZLUK VE HIZLI KİLO ALMA
Hamilelikte, damar içi sıvının, hücreler arası boşluğa çıkması nedeniyle el ve ayaklarda şişkinlik yani ödem meydana geliyor. Ödem aynı zamanda uyuduktan birkaç saat sonra kişide hava açlığı yaşanmasına da yol açıyor. Hamileler, havasız kalmış gibi birdenbire uyanabiliyorlar. Bu şikayetleri önlemek için yüksek yastık kullanılması ve tuzsuz gıdalar tüketilmesi gerekiyor. Hamilelik süresince toplamda 11-13 kilo alınması normal olarak değerlendiriliyor. Normalin üstü kilo artışında yüksek tansiyon ve diyabet riski oluşuyor. Anne ve babada diyabet varsa, gebeliğe bağlı diyabet görülme riski yüzde 2.5-6 oranında artıyor.

ERKEN DOĞUM
28. haftaya kadar olan doğumlar, “immatür” olarak kabul ediliyor. Bu kadar erken doğan bir bebeğin daha fazla riski olduğu için bu dönemde özellikle dikkat edilmesi gerekiyor.


ÜÇÜNCÜ TRİMESTER DİYABET VE YÜKSEK TANSİYON
Hamileliğin ikinci döneminin sonunda ve üçüncü döneminin başında, gebeliğe bağlı diyabet ve yüksek tansiyon riski görülebiliyor. 24. ve 28. haftalarda yapılan tarama testleriyle gebeliğe bağlı diyabet riski araştırılıyor. Yüksek tansiyon, ödem ve idrarda protein miktarının artması ile görülen gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) hafif ya da şiddetli olarak yaşanabiliyor. Hızlı kilo artışı olan hastalarda tansiyonun günlük olarak takip edilmesi gerekiyor. Risk altındaki hamilelerin günde en az üç kez tansiyonlarını ölçerek uzmanları ile paylaşması öneriliyor. Varis ve hemoroit sorunları da hamileliğin ikinci ve üçüncü dönemlerinde ortaya çıkıyor. Karın içi basıncın artması sebebiyle hemoroit ve varis şikayeti artıyor.

VAJİNAL KANAMALAR
Plasentanın yerleşimine bağlı olarak hastalarda vajinal kanamalar oluşabiliyor. Bu durum, erken doğum belirtisi olabileceği gibi bazen de plasentanın yerleşimi ya da zamanından erken ayrılması ile ilgili olabiliyor.

KOZMETİK SORUNLAR
Hamilelikte saç dökülmesi, ciltte yağlanma, sivilce, lekeler ve karın çatlakları gibi kozmetik sorunlar da ortaya çıkıyor.
Gebelik her kadının yaşaması gereken ve kadınlara özgü bir dönemdir. Ancak bu dönemde bazı sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
• Gebelik bulantıları ve kusma: kusma ve mide bulantısı gebelerin çoğunluğunun karşılaştığı bir problemdir. Bir grup gebede bulantı ve kusma çok ciddi derecede yaşanabilir. Günlük kusma süresi, hangi sıklıkta oluştuğu ve kilo kaybına neden oluyorsa kusmanın derecesi o yönde değerlendirilir.
• Kabızlık: gebelik sürecinde kabızlık gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında daha çok görülür. Gebelik nedeni ile artan progesteron hormonu bağırsakların yavaş çalışmasına neden olur. Bu nedenle önlem almak için, lifli gıdalar ile beslenmek, fiziksel aktiviteleri artırmak gerekir.
Ancak bütün bu önlemlere rağmen gebelik döneminde yakınmalar devam eder ise doktora başvurmakta yarar vardır. Bazı ilaç tedavileri ile durum kontrol altına alınabilir.
• Gribal enfeksiyonlar ve sinüzit: gebelikte en sık karşılaşılan hastalıklardan bir tanesi de grip ve sinüzittir. Ancak önemli olan bu hastalıklardan korunmaktır. Grip kapalı mekânlarda daha fazla bulaştığı için gebelik dönemlerinde kapalı alanlarda fazla kalmamaya özen gösterilmelidir. Gebelik döneminde grip bağışıklık sistemini de olumsuz etkilediğinden dolayı normal zamanlara oranla daha uzun sürebilir. Gribe neden olan faktörler virüslerdir.

Antibiyotik kullanımı ile virüsler etkilenmeyeceğinden dolayı gribe karşı antibiyotik kullanımı yararsız kalır. Ancak hastalıkta şikâyetleri biraz olsun azaltmak için bazı önlemler alınabilir. Bu önlemler;
• Dinlenme saatleri daha uzun tutulmalıdır
• İştah kaybı yaşanıyor ise küçük porsiyonlar ile sık aralıklar ile beslenilmelidir
• Su ve sıvı içeceklerin alınımı artırılmalıdır. Özellikle taze sıkılmış meyve suları gribe karşı önlem almak için son derece önemlidir.
• Gribin neden olduğu hastalıklardan kurtulmak için ilaç tedavisi de önerilebilir. Ancak ilacın nasıl kullanıldığı önemlidir. İlaç kullanımında ağız yolundan ziyade burun spreyi ya da damlası kullanmak gebelik döneminde bebeği korumak için önemlidir.
• Kırıklık, halsizlik, hafif seyreden ateş ve soğuk algınlığı gibi durumlar karşısında gebelikte parasetamol içerikli ağrı kesiciler kullanılabilir.
• Gebelikte depresyon: depresyon sorunu üreme dönemindeki kadınların çoğunun karşı karşıya kaldığı bir sorundur. Gebelik döneminde de gebe kadınların yaklaşık olarak % 15’ inde depresyon sorunu görülebilir. Tedavi yöntemi olarak, ilaç tedavisi, psikoterapi yöntemleri kullanılmaktadır.
• Gebelik reflüsü: gebelikte yalnızca yaşam tarzında yapılan ufak değişiklikler ile şikâyetlerde azalmalar yaşanabilir. Beslenme şekline dikkat etmek, kaliteli yaşamak, sık sık ancak azar azar yemek gebelik reflüsü için alınabilecek önlemler arasındadır. Ancak yapılan bütün önlemlere rağmen şikâyetlerde bir azalma olmuyor ise doktora başvurularak ilaç tedavisine başlanabilir.
• Sindirim sistemi hastalıkları: sindirim sistemi ile alakalı sorunlar gebelerin sıklıkla karşılaştığı rahatsızlıklardan biridir. Mide bulantıları ve kusmanın şiddetinden dolayı vücutta su kaybı ve elektrolit kayıp yaşanabilir. Bu tür olumsuzluklarda sindirim sisteminde oluşabilecek problemlere yol açabilir.



Gebelikte Sık Görülen
Şikayetler Ve Önlemleri
Kadın olmanın getirdiği en önemli şeydir belkide annelik! Bir çok kadın için önemli bir zaman dilimi olan hamilelik süreci, annede ve anne karnındaki bebekteki değişiklikler sebebiyle heycanlı ve ilginç bir süreçtir. Bu süreci olabilecek en iyi koşullarda geçirmek gereklidir, hem anne, hem de bebeğin sağlığı için. Gebelik sürecinde anne vücudundaki fizyolojik değişiklikler nedeni ile bazı sorunlarla da karşılaşılıyor. Bu sıkıntılar ve rahatsızlıklardan en sık karşılaşılanlar ile ilgili anne adaylarımızın bilmesi gerekenlerden bahsedeceğim.
Bulantı ve Kusma: Bazı gebelerde hiç görülmezken,bazılarında serum verilmesini gerektirecek kadar ciddi boyutlarda olabilir. Genellikle 4. aydan sonra kendiliğinden geçer. Bulantı ve kusmayı azaltmak için; az ve sık aralıklarla yiyin, yağlı yemeklerden ve kahveden kaçının, su ve tuz kaybına yol açan aşırı kusmalarda doktorunuza başvurun.
Mide Yanması: Mide ekşimesi şeklinde hissedilir ve özellikle yatar pozisyonda daha fazla görülür. Sigara, alkol, kahve, şeker, kızartma ve çok baharatlı yiyeceklerden kaçının. Akşamları hafif yiyin ve yatağınızın baş tarafını hafif yükseltin.
Kas Krampları: Hamilelikte sıkça görülen ve daha çok bacaklarda olan rahatsız edici bir durumdur. Kas kramplarını azaltmak için; bacak kaslarınızı gerin, bir dakika gergin durumda tutun, bacaklarınıza masaj yapın ve uzatarak dinlendirin, kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek gıdalar alın.
Bel Ağrıları: Gebelik ilerledikçe vücudunuzun ağırlık merkezi değişir ve buna bağlı bel ağrıları ortaya çıkar. Belinizi zorlayıcı hareketlerden kaçının, ağır kaldırmayın. Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının. Ortopedik bir yatak tercih edin.
Anemi (Kansızlık): Hamilelikte görülen kansızlık genellikle demir eksikliğine bağlıdır. Yorgunluk ve halsizliğe neden olur. Demir içeren besinler almaya çalışın. (Et, kiraz, kayısı, badem, yeşil sebze, ızgara köfte, bezelye, kırmızı mercimek vb.)
Gebelik Çatlakları: Kilo artışı sonucu cildin gerilmesine ve hormonlara bağlı oluşan bu çatlaklar özellikle karın, kalça ve bacakların üst kısımlarında belirgindir. Hamilelik öncesi selüliti olanlarda deri altı dokusu zayıf olduğu için daha sık görülür. Yüzme ve hafif jimnastikle cildin esnekliği arttırılabilir. Karın, kalçalar göğüs ve bacaklara yağlı kremle masaj yapılması önerilir, çatlaklar önlenemese bile doğum sonrası rengi açılarak sedef rengini alır.
Varisler: Hamilelikte, bacaklarda varis ve ödem şikayetleri oluşabilir eskiden var olanlar şiddetlenebilir. Bu şikayetinizi azaltmak için; uzun süre ayakta kalmamaya dikkat edin ve kendinizi yormadan 1 saat kadar düzenli yürüyüş yapın. Otururken ayaklarınızı yüksekte tutun. Bacaklarınıza masaj yapın, doktorunuza danışarak varis çorabı kullanabilirsiniz.
Kabızlık-Basur: Hamilelikte en sık görülen şikayetlerdendir. Kabızlık şikayetini azaltmak için; kahvaltıdan önce bir bardak su için. Ayrıca gün içerisinde bol su, komposto ve bitki çayları ile birlikte posalı yiyecekler tüketebilirsiniz.
Göğüslerden Sıvı Gelmesi ve Cilt Renginde Koyulaşma: 6. aydan sonra göğüslerden kolostrum (ilk süt) denilen yoğun bir sıvı gelebilir. Bu bebeğin ilk günlerde ihtiyaç duyduğu besinleri içeren alması gereken ilk süttür. Bu sütü silmek yeterlidir, daha fazla süt gelmesi için göğüslerinizi sıkmayın. Hamilelikte cilt renginin koyulaşması normaldir. Vücutta yara izleri, benler büyür ve koyulaşır. Yüzde kelebek şeklinde (gebelik maskesi) kahverengi lekeler oluşabilir. Direkt güneş ışığına maruz kalmayın. Bunlar için endişelenmeyin, hamilelik sonrası genellikle kaybolmaktadırlar.
Yorgunluk ve Uyku: İlk 3 aylık dönemde uyuma isteği ve yorgunluk hissi çok sık rastlanan bir yakınmadır. Özellikle çalışan anne adayları daha belirgin yaşarlar. Vücudunuzun gebeliğe uyumu sırasında gelişen bu durum, bir hastalık belirtisi değil, tamamen normal bir süreçtir. Gebeliğin 3. ayından itibaren tekrar eski uyku düzeninize kavuşacağınızı bilmeniz belki de yeterli olacaktır. Gebeliğinizin son dönemlerinde ise uyuma güçlüğü yakınması ile karşılaşabilirsiniz. Bunun sebebi sik idrara gitmek, bebeğinizin hareketleri olabilir. Telaşlanmamanız önemlidir. Ilık bir duş, ılık bir bardak içecek, kitap okumak yararlı olabilir. Çay, kahve, kola gibi içeceklerden özellikle gece kaçınmalısınız. Gebeliğinizin son dönemlerinde endişelere bağlı uyku problemleri, korkutucu rüyalar gibi yakınmalar görülebilir. Uykusuzluk probleminizi doktorunuzla görüşünüz.
Psikolojik Değişiklikler: Gebeliğin ilk aylarından itibaren duygusal değişimler sıklıkla anne adaylarını etkiler. Çabuk hüzünlenme, yersiz alınganlıklar, ayrıntılarla çok ilgilenme, uyku düzeni bozuklukları, sinirlilik anne adayının çok yakın çevredeki kişilerin dikkatini çekmektedir. Bu durumda stres hormonlarındaki değişimlerin sebep olduğu düşünülür. Yakın çevrenin ilgisi anne adayına oldukça faydalı olacaktır. Tüm bunlara rağmen özellikle bebek hareketlerinin hissedilmesinden itibaren anne ile bebeğin arasında daha bu dönemde kurulan güçlü iletişim anne adayının bu dönemi keyifle sürdürmesini sağlamaktadır.
İdrar Sıklığında Artış: Gebelik ilerledikçe; büyüyen uterusun etkisi ile mesaneye bası sonucu mesane kapasitesi azalır. Daha az miktardaki idrar ile mesanede dolma hissi belirir. Bu da sık ve az miktarda idrar yapmaya neden olur. Hatta bazen anne adayları geceleri idrara sık kalkmak nedeni ile uyku problemi bile yaşayabilirler. Bu durum özellikle ilk 3 ay ve son 3 aylık gebelik periyodunda kendini gösterir. Nadiren idrar kaçırma da görülebilir. Bunlar tamamen olağan (fizyolojik) durumlardır. Ancak, idrar sıklığının yanı sıra idrar yaparken yanma, ağrı gibi yakınmalar da varsa, bir idrar yolu Enfeksiyonu geçiriyor olabilirsiniz. Bu durumda doktorunuza başvurmalısınız.

BUNLARI YAPIN!
Kalsiyum için süt ve süt ürünlerini, protein ve demir için et ve benzeri ürünleri, vitaminler için sebze ve meyve yiyin.
Az ve sık aralıklarla yemek yiyin.
Kabızlığı önlemek için taze yeşil sebzeler ve lifli gıdalar tüketin.
Beslenmenize dikkat edin, doktorunuzun önerdiği vitamin ve mineralleri düzenli alın.
Kaslarınızın güçlenmesi ve doğumun kolay olması için egzersiz yapın.
Göğüsleriniz için destekli pamuklu sütyen kullanın.
Diş bakımınıza özen gösterin.
Haftada bir kez tartılın ve kilonuzu kaydedin.
İdrar yolu iltihabını önlemek için en az iki litre su için.

BUNLARI YAPMAYIN!
Kendinizi aşırı yoran hareketlerden kaçının.
Sigara ve alkol kullanmayın.
Aşırı çay ve kahve içmeyin.
Vücudu sıkan kıyafetler ve aksesuarlar kullanmayın.
Yüksek topuklu ayakkabılar giymeyin.
Kalabalık ve hasta kişilerin bulunduğu yerlerde durmayın.
Tuzlu, şekerli, yağlı besinleri fazla tüketmeyin.
Kendi kendinize karar vererek röntgen ya da vb. tetkikler yaptırmayın.
Uykunuza dikkat edin, stresden uzak durun.

DOKTORUNUZA BAŞVURUN!
Ateşiniz yükselirse
Cildinizde döküntüler oluşursa
Ayağınızda, baldırınızda veya bacağınızda ağrı veya kızarık bölge oluşursa
Vajinal kanamanız olursa
El ve yüzünüzde ani ortaya çıkan şişmeler oluşursa
Hızlı kilo alma ve verme fark ederseniz
İdrar yaparken sızlama oluşursa
Rahimde sürekli kasılmalar oluşursa
Baş dönmesi, baş ağrısı, bulanık görme olursa
5. aydan sonra bebeğin hareketlerini hissetmiyorsanız

Vaktinden önce ağrınız başlar ve suyunuz gelirse mutlaka doktorunuza başvurun… 

0 yorum:

Yorum Gönder